10 Ekim 2014 Cuma

Türkiye 8 - Yağmur Yağdı Bulandı Hava

Ağlar bu mezarlıkta yörükler her gece
Bakıp iri yıldızları davar sanmaktan
Düşünür eski günleri... iskandan önce
Geride kalmanın hüznü yamanmış ya


Muharrem Ertaş çok eski bir Türk geleneğinin günümüzde halen hatırlanıyor olabilmesini sağlayan çok önemli bir kişilik. Yağmur yağdı bulandı hava da bana göre onun en güzel bozlaklarından bir tanesi. Bu bozlağında şöyle bozluyor:

Yağmur yağdı kardaş bulandı hava,
Ezelden kanlıydın sen Çukurova,

İnsan bu dizeleri duyunca ister istemez Yaşar Kemal'in Binboğalar Efsanesi adlı kitabını hatırlıyor, ve yerleşik hayata zorla geçirilen Yörük'ün, Türkmen'in acısını, ağıdını içinde duyuyor.


Sözleri şöyle:
Yağmur yağdı kardaş bulandı hava,
Ezelden kanlıydın sen Çukurova,
Gitti ellerimiz boş kaldı yuva,
Çukurun kilidi beyler nic'oldu?

Dokuz boğumlu da kargının boyu,
Düşmana at sürmek ecdadın soyu,
Binmiş Abidinim varıyom deyi,
Boynu uzun Arap atlar nic'oldu?

Kılıç kabzasında kınalı parmak,
Ne yaman müşkülmüş yardan ayrılmak,
Hepimiz kırılır, yurdumuz vermek,
Silahına güvenenler nic'oldu?

Azerbaycan 7 - Bayatılar (Arzu Selimova)

Azerbaycan'ın büyük bestekarı Cahangir Cahangirov'un Deli Kür adlı sinema filmi için yazdığı Bayatilar adlı eseri, kemança üstadı Arzu Selimova tarafından icra ediliyor.


9 Ekim 2014 Perşembe

Uygur 5 - Altın Beşik

Muammer Sun'un derleyip Türkiye'ye getirdiği naif bir Uygur nahşası. İrfan Gürdal'ın anlattığı kadarıyla rızası olmadan bir Çinli ile evlendirilen bir Uygur kızının yurduna duyduğu hasret üzerine yazılmış bir eser.

Sözleri:
kaldı yurtum, kaldı tahtım
kaldı, menim hür cennetim
yavkolı'da oynavüsken
altın beşik yurtum kaldı

çaçın yolu, kanlar yotu
mehriban'ım, erim kaldı
bir közi yaş, bir közi kan
tuvgan(doğduğum) elim, yurtum kaldı

Oldukça güzel bir enstrümantal çeşitlemesi de Anadolu'dan Asya'ya Bir Nefes albümünde bulunuyor.

Kerkük 5 - Mum Kimin Yanan Kerkük

Kerkük mum gibi yanıp yitti, bizler sadece bakıp hayıflanmak ile yetindik. Yazık ettik.
Ted Orkestrası ve İhsan Ekber'in yorumu ile dinleyelim.


Sözleri:
yıktılar kalamızı
sürdüler balamızı
daha can boğazdayken
çektiler salamızı

ah Kerkük yüz ak Kerkük
her zaman yüz ak Kerkük
ölseydim düşmeseydim
men sennen uzak Kerkük

elinde yâd elinde
öt bülbül yâd elinde
bir diyar mezar olsun
kalmasın yâd elinde

can Kerkük canan Kerkük
her söze kanan Kerkük
kalıpdı yardan uzak
mum kimin yanan Kerkük

Kırım 4 - Altın Yüzük

Güzel bir Kırım Tatar türküsü.


Sözleri:
Altın da yüzük kesilmez
Derdimde artar eksilmez
Günde de yüz bin tanesini görsem
Birisi sana benzemez

Elmas da yüzüğün taşı,
Yandı da yüreğim başı,
Yaktı da beni yandırdı
Şu mallenin bir yaşı

Al mıdır senin yağlığın,
Mor mudur senin yağlığın?
Oynamaysın hiç gülemeysin,
Yok mudur senin sağlığın?

yağlık: mendil
malle: mahalle

8 Eylül 2014 Pazartesi

Türkiye 7 - Makber

Hafız Burhan'ın sesinden Makber.


Her yer karanlık pür-nur o mevki
 Mağrip mi yoksa Makber mi ya Rab
Ya habgah-ı dilber mi ya Rab
Rüya değil bu ayniyle vaki

Kabri çiçekten bir türbe olmuş
Dönmüş o türbe bir haclegahe
Bir haclegahe dönmüşse türben
Aç koynunu aç ma' şukanım ben 

pür-nûr: çok nurlu
magrib: garb, batı
habgâh: yatak
ayniyle vâki: gözle görülmüş
haclegâh: gelin odası.
makber : kabir, mezar

6 Eylül 2014 Cumartesi

Türkiye 6 - Dönence

Oturur bengü taşlara adımızı vururduk
Böyle sert değildi kayalar 


Dönence denilince aklıma bir Barış Manço'nun şarkısı bir de Dilaver Cebeci'nin şiiri gelir. İkisi de birbirinden güzel eserlerdir. Dilaver Cebeci'nin şiirinin sözleri şöyle:

Gökten firuze yağardı hep yollara düşerdik…
..
Hani kısrak memelerinden ufukları sağardık
Esrik dolunaylar öperdi çekik gözlerimizden
Gökten firuze yağardı hep yollara düşerdik
Böyle kirli değildi maviler
Denizler böyle soluksuz…
Topla çadırları apakayım burdan gidelim…

Bir divane kirmene sarardık sonsuz mesafeleri
Alp eren dağlara yaslanırdık korkulardan âzâde
Uçmaktan ırmaklar gelir çimerdik sularında
Önce kubbeler yıkıldı üstümüze
Gökler çökecek birazdan…
Eğerle atları apakayım burdan gidelim.

Sallanır dururdu güneş bir tuğun saçaklarında
Göğçek ormanlarda göğerirdi sevdamız
Oturur bengü taşlara adımızı vururduk
Böyle sert değildi kayalar
Uçurumlar böyle dipsiz…
Giyindir çocukları apakayım burdan gidelim

Bir yaz gecesinde çıkalım samanyoluna
Ata bergüzerı yıldızlara konalım
Bir ince yağmur yağsın uyansın kervansaraylar
Böyle ürkek değildi bakışların
Kirpiklerin böyle ıslak…
Haydi sil gözlerini apakayım burdan gidelim…

Barış Manço'nun Dönence'si ise:


Sözleri:

dün çoktan döndü buralarda
ve ben simsiyah bir gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum
duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek dönence biliyorum

simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
görüyorum dönence
kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
biliyorum dönence
çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
duyuyorum dönence

simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
görüyorum dönence
kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
biliyorum dönence
çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
duyuyorum dönence

duyuyorum biliyorum görüyorum dönence
dönence gün dönende dönence
bir gün gelecek dönence biliyorum

Dilaver Cebeci'nin Sitare adlı şiiri de bu iki eserin üstüne güzel gider diye düşünüyorum. İsteyenler bu bağlantıyı takip ederek şiire ulaşabilirler: http://www.antoloji.com/sitare-siiri/